Fiziksel Değişim:
Sıcaklık ve ışıma kayadaki kristallerin titreşimine yol açar ve
bu moleküler hareket mikro çatlaklara yol açar. Geceleri ise
soğuyarak büzüşen kayalarda bu çatlaklar gelişir, gaz ve su
hareketlerinin de etkisiyle çözünen tuzlar kayadan uzaklaşır. Nem
kayaya yapışır ve kristalleri çözer. Liken asitleri ise kayaya
biyolojik olarak zarar verir ve bu çatlaklar binlerce yıl sonra
bölünür ve bu aşınmalarla toprak oluşur.
Organik maddelerin ayrışması ve moleküllerle birleşmesiyle
oluşan toprakta önce toprak faunası oluşuyor. Bu canlılar zamklı
bir ürün oluşturuyor ve bu zamklı toprak kümesi oksijen
alışverişi ve bio-kimyasal değişimler sonucunda bitkilerin
oluşumu gerçekleşiyor. Ağaçlar ayakta kalabilmek için odunsu bir
yapı geliştiriyorlar. Lignin denen bu yapı çok sıkı bir dokudur.
Diğer otlar ise selülit gibi mikroorganizmalar tarafından
kolayca ayrıştırılabilen bir doku geliştiriyor.
Ayrıştırılan selülit humusu meydana getiriyor. Ligninin
mikroorganizmalar tarafından ayrıştırılıp humus haline gelmesi
çok zordur. Yosun ağacı ayrıştıran başlıca maddedir. Gövdeyi
kaplayan yosun ağacın dokularının toprağa karışmasını sağlıyor.
Bir sistemde asitler çözüm olayını arttırır. Yağışın ve ana
materyalin uygun olduğu yerlerde hızlı ayrışma vardır. Suyun
altındaki toprağın ayrışması ise çok yavaştır. Çünkü oksijen
serbest olmadığından oksidasyon yavaştır ve yavaş geliştiği için
organik madde çoktur.
Yüksek yağış alan bölgelerde yaprağını döken ormanlar ve
kahverengi orman toprağı vardır. Bu toprak daha çabuk ayrışır ve
organik madde bakımından çok zengindir. Orta yağış alan
bölgelerde iğne yapraklı ağaçlar ve Podzol topraklar vardır.
Daha zor ayrışır ve sistemde birikir.
Tropik yağış alan bölgelerin toprağı ise laterittir ve organik
maddeler sayesinde ayrışma çok hızlıdır. Step çayırlarının
altında ise çernozyom topraklar vardır ve yüksek
humus barındıran bu topraklarda erken kış bastırınca reaksiyon
tamamlanmadan duruyor ve organik madde kalıyor. Bu yüzden humus
bakımından zengin.
Toprak oluşumunda 5 aşama vardır:
Topografya-İklim-Vejetasyon-Biyolojik oluşum-Zaman. İklimin
yönettiği su birçok reaksiyonu hızlandırır. Kaba bir hesaplama
yapacak olursak1cm toprak için 150-350 yıl gereklidir. Tarım
için en az 60 cm toprak gereklidir. En uygun şartlar altında
tarım toprağı 20.000 yılda oluşur. Toprak oluşumundaki bu 5
aşama sırasında kayaçlar değişime uğruyor, bunların ufalanması,
taşınması sırasında köksüz bitkilerin (bireyofit) yaşayarak veya
ölerek organik madde oluşumunu hızlandırmasıyla hayat başlıyor.
Toprağı oluşturan mineraller birbirine bağlanırken bir boşluklar
sistemi oluşturur. Toprağın %25'i boşluktur. Bu boşluklara Por
denir. Bu porlar toprakta yaşayan canlı türlerini ve onların
büyüklüklerini kontrol eder.
Toprak çözeltisi besin elementlerini taşıyan yarayışlı su
çözeltisidir. Su toprağa girdikten sonra toprak çözeltisi olur
ve 4 tür su düzeyi vardır.
-0.3 atm Gravitasyonal su: Yerçekimine karşı koyamayan, toprağı
hemen terk eden fakat faydalı bir sudur.
-15 atm Kapillar Su: Toprağın boşluklar sisteminde tutulan
organizmalar için yaşamsal olan yarayışlı sudur.
-150 atm Ozmotik su: Kil ve humus partiküllerinin etrafını saran
az yarayışlı ve yarayışsızdır.
-150 atm Higroskopik su: Moleküler düzeydedir. Bu suyu
ayrıştırmak için 150 atm'den fazla basınç uygulanmalıdır. Bu da
Venüs'tekinden fazladır.Bitkiler sulak alanda olmasına rağmen bu
basınçla suyu çekemezler ve kururlar.
Toprak Havası: Toprakta %20'si oksijen, %0.25'i
karbondioksit vardır. Topraktaki karbondioksitin 1/3 'ünü bitki
kökleri, 2/3 'ünü mikroorganizmalar oluşturur. Oksijenin ve
suyun artmasıyla karbondioksit artar, mikroorganizmalar azalı ve
böylece oksijensiz ortamlar oluşur, bataklıklar gibi.
Bataklıklarda karbondioksit yerine metan, sülfat yerine sülfürik
asit vardır. Oksijensiz koşullar bitki ve mikroorganizmalar
tarafından faydalı değildir.
Mikroorganizmalar: Bakteri, aktinomisit, mantar, saçak kök, ana
kök..
Anorganik bileşenler: Kum, Silt, Kil..
Mikrobiyal Aktiviteyi Yönlendiren olaylar
Fiziksel: Sıcaklık- Ozmotik basınç- Yüzey tansiyonu- Viskovizite-
Radyasyon- Absorbsiyon
Kimyasal: Su aktivitesi- PH- Organik Madde- Toprak Havası-
Gelişimi yönlendiren maddeler- Redoks potansiyeli.
Toprak Ekosistemi: Farklı unsurlardaki organizmaların
ve onları taşıyan sistemin meydana getirdiği unsura ekosistem
denir. Ekosistemin ögeleri: Canlı (Biyotik): Üreticiler-
Tüketiciler- Ayrıştırıcılar.
Cansız (Abiyotik):
Anorganik madde- Organik madde. Ekosistemlerin görevi
popülasyonun kontrolüdür.
Eğer türler ekosistemde bütünlük
gösteriyorsa popülasyon değişmez. Ekosistem madde döngüsünü
sağlar enerji akışını sağlar. İnsanlar ekosisteme en az bağlı
canlılardır. Ekosistemin gücü tür çeşitliliğine bağlıdır.
Sağlıklı bir ekosistem tür çeşitliliği sayesinde ayakta kalır.
tekdüze bir ekosistem, buğday tarlası gibi tek bir zararlıyla
ölebilir.
Mikroorganizmalar işe yaramayan maddeleri ayrıştırarak işe yarar
hale getirir. Lignini ancak mantarlar ayrıştırabilir.
Atmosferdeki azotu az gelişmiş canlılar kullanamaz.
Mikroorganizmalar bu görevi yapar. Bu bitkiler azotu
kullanabilmek için mikroorganizmaların bünyesinde yaşamasına
izin verir.
Toprağın fiziksel çevre koşullarını; toprağın suyu, havası,
mineral madde, organik madde, ısı, ışık, yağış, nem, hava/su
hareketi belirler.
Ekosistemin popülasyonu kontrol etme, enerji döngüsünü sağlama
ve madde döngüsünü sağlama gibi 3 ana görevine en uymayan canlı
insandır. Popülasyon denetimine işsizlik, açlık, göç, salgın
hastalık unsurlarıyla; enerji döngüsüne suyu, toprağı ve havayı
sorumsuzca kullanarak; Madde döngüsüne de sürekli kimyasal ve
suni atıklar üreterek uymuyor.
Ekosistemin yapısı ve toprak organizmaları:
Mikrobiata: Alg, Protozoa, Mantar, Bakteri
Mezobiota: Daha büyük canlılar
Makrobiota: Solucan, yumuşakçalar
Magafauna: Omurgalılar.
Solucanlar, kimyasal ve fosfor yönünden, biyolojik yönden bitki
ve toprağın verimiiçin son derece faydalıdır. Solucanlar suni
olarak verilen fosfattan daha çok fosfat üretir. Toprak
canlıları ayrışmamış üst yüzeydeki ortamda ve alttaki gözenekli
katmanda bulunur. Solucanlar protein salgılar ve dışkıları çok
besleyicidir. Açtığı yolda bitki kökleri ilerleyebilir.
Midesinde de zararlıları steril eder.
Mikroorganizmaların 2 görevi vardır. İlki her türlü maddeyi
ayrıştırarak (mineralizasyon) doğa döngüsünü sağlamak diğeri ise
nitrifikasyon ve iyonizasyon vb. işlemleri yapmak. Azot güçlü
bir bileşiktir ve kolay kolay kimyasal reaksiyona girmez. Bunlar
mikroorganizmalar tarafından yarayışlı bileşiklere döndürüyor.
Toprağın dengesi bozulduğunda bundan ilk mikroorganizmalar
etkilenir.
Toprak Sınıfları
1.sınıf: Kullanımı sınırlayan 1-2 faktöre sahip çok kaliteli tarım
topraklarıdır. Türkiye'nin % 5.6'sı 1. sınıf topraklardır.
2.sınıf: Bitki yetiştirme seçimini azaltan ve orta
derecede koruma gerektiren kıymetli tarım topraklarıdır.
3.sınıf: Bitki tercihlerinin iyi seçilmesi ve koruma
tedbirlerinin alınması gereken tarım topraklarıdır.
4.sınıf: Erozyon tehlikesi altındaki, incelmiş ve özel
bitkilerin özel yöntemlerle tarım yapılan topraklardır.
Türkiye'deki tarım topraklarının çoğu bu topraklardır.
5.sınıf: Erozyon tehlikesi olmayan, orman ve otlak olarak
kullanılması uygun olan topraklardır.
6.sınıf: Otlak ve ormana uygun fakat tarıma uygun
olmayan orman ve mera olarak kullanılması şart olan
topraklardır.
7.sınıf: Orman ve otlak olması bile zor , tepeler, sarp
alanlar, ve genelde erozyona meyilli topraklardır.
8.sınıf:
Dağ sistemleridir. Alpin zone, çayır veya orman değildir. Doğal
yaşam ve reaksiyon alanlarıdır.
Türkiye'de orman ve otlak olması gereken 6 milyon hektar alanda
tarım yapılıyor. Yani 1/5'inde.
3.8 milyar
yıl önce, aşılım kayaları güneş tarafından parçalandı. Bu hızlı
aşınım hareketleri sonucu parçalar ve tozlar sular yoluyla
denizlere aktı. Bu akan parçalar tuz ve sedimintlerle birleşip
denizin dibine çöktü.
Yer hareketleri sonucunda denizlerin çekilip dağların
oluşmasıyla bu sedmentler yeryüzüne çıktı böylece ilk toprak
oluşumu başladı. işte yüksek dağlarda deniz kabuklarına
rastlanmasının sebebi de budur. Toprak ana materyali birçok
değişik materyalin milyonlarca yıl içinde birleşmesiyle
oluşuyor.
Toprağın temel bileşenlerini incelediğimizde %45'ini
Mineraller, %5'ini organik (Humus) maddeler, %25'ini toprak
atmosferi, %25'ini toprak çözeltisi oluşturmaktadır. Organik
maddelerin %10'unu bitkiler, %85'ini ölü organik maddeler.
%5'ini ise edafon oluşturmaktadır.Edafon toprağı toprak yapan
çok önemli bir maddedir. Edafonun %40'ı mantarlar, %40'ı
bakteri ve aktinomisitler, %5'ini yer solucanları, %5'ini makro
fauna, %3'ünü mezo fauna oluşturmaktadır.
Erozyon Sınıflandırması
1. Erozyona uğramamış en fazla %2'lik meyıle sahip topraklar
2. Orta derecede erozyona uğramış en fazla %6 eğime sahip
topraklar
3. Şiddetli erozyona uğramış en fazla %12 Eğime sahip
topraklar
4. Sel oyuntuları oluşmuş en fazla %25 eğime sahip
topraklar
5. Ziraat olmayacak şekilde tahrip olmuş en fazla % 45
eğime sahip topraklar
6. Tahripkar birikmeler oluşmuş %40 ve üzeri eğime sahip
topraklar.
Türkiye'deki toprakların % 20'si orta derecede erozyona uğramış,
%36 'sı şiddetli erozyona uğramış, % 17 'si çok şiddetli
erozyona uğramış. Türkiye fazlasıyla ekilebilir tarım alanlarını
tüketmiş durumdadır. Dünyada ise bu ekilebilir alanların sadece
% 46'sı kullanılıyor. Türkiye'nin çayır ve mera alanları 44m/h
dan 21 m/h alana düşmüştür.Dünyadaki tatlı su rezervleri toplam
suyun % 1'idir ve bu tatlı suyun % 75'i tarımda kullanılıyor.
Sulamayla birlikte gübre kullanımı da % 350 artmıştır.
Erozyon ve zararları: Dünyadaki erozyonun % 55'i sudan,
%28'i rüzgardan, %12'si kimyasal nedenlerden ve %5'i fiziksel
nedenlerden olmaktadır. Erozyon doğanın gereğidir ancak yanlış
arazi kullanımı, uygun olmayan tarım ve otlatma metotları, yasal
boşluklar, sosyo-ekonomik boşluklar erozyonu hızlandırmaktadır.
Kaybedilen toprak örtüsünün kazanılması için binlerce yıl
geçmelidir. Bitki örtüsünün yok olması erozyonun yanı sıra toprak
kayması. taşkın ve çığ olaylarını arttırır. Erozyona uğrayan
toprak nüfusu doyurmaz göç yaşanır. Toprakla yok olan besinlerin
değeri her yıl harcanan yüzlerce trilyonluk gübre değerinden çok
daha fazladır. Meraların yok olmasıyla hayvancılık geriler.
Doğal su kaynakları düzenli olarak beslenemez. Erozyon baraj
rezervlerini doldurur. Yeşil örtü ve toprağın elden gitmesiyle
ortaya çıkan iklim değişikliği ve bozulan jeolojik denge sonunda
doğal varlıklar yok olur.
Her gün 150.000 kamyon dolusu her yıl 500 milyon ton başka bir
deyişle Kocaeli ve Bursa'nın 10cm kalınlıkta kaplayacak toprağı
erozyon sonucu kaybediyoruz. Türkiye'deki erozyon Avrupa'dakinin
17 katı.
|