Yürümek çok küçük yaşlardan
beri yaptığımız, uzun zamandan beri yürüyor olmanın etkisiyle de
özel bir özen ve dikkat göstermediğimiz, artık otomatikleşmiş
bir harekettir. Ancak iş doğada yürümeye geldiğinde şehirde
alışılmış yürüme tarzımız yetersiz kalacak hatta tehlikeli
olacaktır.
Dağ şartlarındaki yürüyüşlerde taşlar, kayalar, kar, buz, çamur
içinde ya da üzerinde hareket ediyorsanız, zaman zaman dik
yamaçları çıkmamız ve inmemizin gerekebilmesi doğal ortamlarda yürürken tüm dikkatin ve düşüncenin
yürüyüşe odaklanmasını gerektirecektir.
Yürüyüşün temel unsuru adım atmaktır. Bir adım, bir adım daha
derken kilometrelerce yol alabilirsiniz. Ancak hemen hiç
önemsenmeyen ve üzerinde fazlaca düşünülmeyen adım atma
işleminin de bir tekniği vardır. Üstelik yüksek oranda güvenlik
ve enerji tasarrufu sağlayan bir teknik.
Yürüyüşçü attığı her adımda ayak kitleme tekniğini
kullanmalıdır. Bu yönteme göre, birinci adım atılır, ayak yere
sağlamca bastıktan sonra geride kalan ayak sürüklenircesine
çekilir ve yukarı kaldırılır. Bu sırada öndeki ayak üzerinde
tamamen yükselerek bacak dik hale getirilir. İlk bakışta yavaş
ve uygulaması zor gözüken bu yöntem, kısa bir süre sonra refleks
olarak yapmaya başlandığında büyük oranda enerji tasarrufu ve
güvenlik sağlayacaktır.
Yürüyüşün belli bir temposu olmalıdır. Ani hızlanmalar ve yavaşlamalar vücudunuzu zorlayacak ve
erken yorulmanızı sağlayacaktır. Yürüyüşün yeni başladığı
sıralarda hızalı hareket ederek vücudunuzu boşuna zorlamayın.
Hatta yürüyüş başlangıcında iyice yavaş hareket ederek vücudun
yürüyüşe uyum sağlayabilmesine imkan tanıyın. Böylece enerji
kaybını da azaltmış olursunuz.
Adımlarınızı kısa ve dengeli atın. Uzun ve temposuz adımlar
sizi çabuk yoracaktır. Büyük çaba gerektiren bir adımdan sonra
5-10 saniye dinlenin. Herkesin belli bir yürüyüş temposu vardır.
Temponuzu kendiniz belirleyin ve kimseye yetişmeye çalışıp
kendinizi zorlamayın. (Turlarımızda,
grubun bölünmemesi için orta ayarda bir tempo tutturulmaya
çalışılır.)
En önemlisi ne kendinizle ne de bir başkasıyla yarışmayın.
Önemli olan hedef noktaya erken varmak değil; zevk alarak, belli
bir tempoda ve sürekli bir yürüyüş gerçekleştirmektir.
Yürüyüş sırasında "daha ne kadar yolumuz kaldı?" düşüncesiyle
sık sık gideceğimiz bölgeye bakmamak ve sormamak morallerin
bozulmaması için önemlidir.
Yürüyüş sırasında baton kullanmak dengeyi korumayı
kolaylaştırdığı ve 3., 4. ayaklar gibi görev yaparak yükün bir
kısmını kollara aktardığı için enerji tasarrufu sağlayacaktır.
Dik tırmanışlarda zemin kaygan ise çok fazla beklemeden ikinci
adım atılmalıdır. Eğer ikinci adımı atmak için fazla beklerseniz
bir miktar aşağı doğru kayarsınız. Böyle durumlarda mümkün
olduğunca kaymayan yerlere basmaya özen göstermeli, heyecana
kapılmadan, seri ama yavaş bir tempoyla bu bölge geçilmelidir.
Verilecek mola sıklıkları ve süreleri fazla tutulmamalıdır. Sık
ve uzun süreli molalar yerine dinleniyormuş gibi yavaş bir
tempoyla yürüyün. Çok sık ve uzun süreli molalar vermek
vücudunuzu soğutacak ve her mola sonrası vücudunuz kendinizi
dinlenmiş değil daha yorgun ve isteksiz hissedeceksiniz.
Molalarda vücudunuzu soğuğa karşı korumayı ihmal
etmemelisiniz. Çünkü ısı kaybı oksijen tüketimini arttırır
ve enerji kaybına neden olur. Isı kaybı vücudun soğuk hava ile
teması, terleme, soğuk içecek ve yiyecek alımında oluşur. Isı
kaybını engellemek için sıcak gıda alımına, soğukla temas eden
bölgelerin kapatılmasına dikkat etmeliyiz.
Molalar sırasında sıvı alımı ihmal edilmemelidir. Vücudun
solunum, idrar ve terleme yoluyla kaybettiği sıvıların sürekli
olarak yerlerine konulması şarttır.
Çok sık ve uzun yemek molaları verilmemelidir. Yemek, enerji
elde sinin devamı için önemlidir ama bunu sık sık yemek molaları
vererek değil, yürüyüş sırasında kısa molalarla enerji verici
şeyler yiyerek sağlayabilirsiniz. Uzun yemek molası verilecekse
bu yürüyüşün hemen hemen yarısında verilmelidir. Yemekten hemen
sonra dolu bir mide ile yapılacak yürüyüşte sağlıklı değildir.
Vücuda yediklerini hazmetmek için zaman verilmeli ve yürüyüşe
yemekten sonra en erken yarım saat sonra başlanmalıdır.
Yemek molasının hemen ardından dik bir eğime çıkmamak gerekir. Molalarda kullanılmak üzere pantolon cebinde veya çantanın kolay
ulaşılabilinecek yerlerinde kağıt mendil, tuvalet kağıdı gibi
acil durum !!! malzemeleri bulundurulmalıdır.
Taşlık kayalık ve kaygan bölgelerden yürürken tek sıra
yürünmelidir. Ekip başında ve sonunda bölgeyi en iyi tanıyan ve
tecrübeli kişilerin yürümesinde fayda vardır. Ekibin 2.
sırasında ise grubun en yavaş yürüyeni yürümelidir. Taş düşmesi
önemli bir risktir tek sıra ve taş düşme riski en az yerlerden
yürümesi gerekir.
Eğer karlı zeminde yürünüyorsa kayaların yanlarındaki karların
daha yumuşak olduğu ve batma tehlikesinin olduğu
unutulmamalıdır. Kayaların arasına ayak sıkıştırma sonucu
kırılma burkulma gibi sorunlarla karşılaşılabilir. Kar
yürüyüşlerinde tek sıra yürümeli ve en önde iz açanın
yorulmaması için sık sık değiştirme yapılmalıdır.
Kazaların büyük bölümü inişte gerçekleşir. Çünkü dağcı daha
yorgun olur ve denge sistemi çok sağlıklı çalışmaz. Acele
edilmemelidir. Çıkışlarda burun saplama inişlerde ise topuk
saplama yöntemleri güvenli bir iniş için gereklidir. Beslenme ve
sıvı alımı da ihmal edilmemelidir. Dengeyi sağlamak için dizleri
bükmek, öne eğilmek ve batonlar yardımcı olacaktır. Bu teknik
rüzgarlı havalarda dengenizin sağlanmasını da
kolaylaştıracaktır. İnişlerde en çok
parmak uçları zarar görür bu yüzden ortopedik taban kullanmalı
ve bağcıklar iyice sıkılmalıdır.
Kamptan ayrılırken çadırınızı gerin, dışarıda eşya bırakmayın ve
kampta kalan varsa mutlaka dönüş saatinizi söyleyin. Yanınızda
mutlaka düdük bulundurun. Geceleme riskine karşı bivak
bulundurun. Sisli havalarda pusula bulundurun ve gruptan
kimsenin ayrılmamasına özen gösterin. Ve her şey- den önemlisi
bilgi ve tecrübenizin yetersiz kaldığı noktalarda geri dönün.
|